Kullanıcı Adı
   
   Şifre
   
     Üye Ol | Şifre ?
   
   
 
Kan grubunuz nedir ?
A Rh ( + ) , ( - )
B Rh ( + ) , ( - )
AB Rh ( + ) , ( - )
0 Rh ( + ) , ( - )
Kan grubumu bilmiyorum.
Bu ankete 67204 kişi katıldı.
Diğer Anketler
   
   Online Kullanıcı : 10
   Bugün : 3899
   Toplam : 10360992
   
 
Soru Bilgileri
 Soru No : 2667
 Kullanıcı : Gizli
 Tarih : 08 Şubat 2010 14:12:36
 Durum : Cevaplandı
SLE VE BAĞ DOKUSU

2 GÜN ÖNCE ROMATOJİ SERVİSİNDE KAN VE İDRAR TAHLİLLERİM YAPILDI.VE SLE BAĞ DOKUSU HASTALIĞI TEŞHİSİ KONDU.BUNUNLA İLGİLİ KROLOKİN ADINDA SITMA SAVAŞ DERNEĞİNDEN ALABİLECEĞİM 50 ADET HAP VERİLDİ VE 15 GÜNDE BİR KAN TATKİKLERİ İLE AYDA BİR GÖZ KONTROLÜ İSTENDİ.NEDEN BU KADAR TETKİK YAPILIYOR..BU KONUDA ÇOK TELAŞLIYIM VE AĞRILARIM ÇOK FAZLA BELİRLİ BÖLGELERDE ARTIYOR. BENİM SİZİN ÖNERİLERİNİZE İHTİYACIM VAR ..BU HASTALIKLA NASIL BAŞEDEBİLİRM..ŞİMDİDEN ÇOK TEŞEKKÜRLER...
Soru Cevabı
Sistemik Lupus Eritematozus (SLE), sebebi bilinmeyen cilt, eklem, böbrek, kalp zarı, akciğer zarı gibi bir çok doku ve organ iltihabına bağlı çok sayıda bulgularla giden, değişik seyir gösteren ve çeşitli bağışıklık sistemi (immünolojik) anormalliklerle karakterize otoimmun, kronik sistemik bir hastalıktır.

İlk kez 1833’de Fransız dermatologu Biett tarafından hastalık kronik dermatolojik bir rahatsızlık olarak tanımlanmıştır. Lupus terimi, latincede “wolf = kurt” anlamında olup lezyonun dokuyu tahrip edici özelliğini ifade etmektedir. Hastalığın sistemik olduğu 1872 yılında Kaposi tarafından fark edilmiştir. Hastalığın tanısında önemli bir bulgu olan “Lupus hücre” fenomeni 1948 yılında Hargraves tarafından tanımlandı. Daha sonra, otoantikor olan antinükleer faktörün, indirekt immunofloresan yöntemle 1957’de Frio tarafından gösterilmesi, SLE’nin otoimmun hastalık özelliğine ışık tutmuştur.
SLE hastalarında immun sistem her yönüyle anormaldir. Bu nedenle SLE patogenezinde hangi defektlerin esas olduğu bilinmemektedir. SLE’nin başlamasında ve devam etmesinde genetik olarak yatkın bireylerde çevresel faktörlerin rolü olduğu düşünülmektedir. Siyah ırkta, uzak doğuda ve Amerikan yerlilerinde, bazı ailelerde SLE sıklığında artma olduğu gösterilmiştir. Eğer bir aile bireyinde SLE varsa, tek yumurta ikizlerinde SLE gelişme riski yaklaşık %30 ve diğer birinci derece akrabalar için %5 artmıştır.

Çevresel faktörlerin genetik yatkınlığı olan bireylerde immun düzenlenme bozukluğunu tetikleyerek rol oynadığı düşüncesi ağır basmaktadır. Bu faktörler içerisinde özellikle viruslar, UV ışığı ve ilaçlar sayılabilir.
SLE nadir bir hastalık değildir. Son yıllarda hassas immunolojik testlerin gelişmesi, hastalığın hafif formlarının tanınması, görülme sıklığında artışa yol açmıştır. Hastaların yüz binde 15-50 olduğu rapor edilmiştir. Farklı coğrafik bölgelerde daha düşük veya yüksek riskli toplumlar vardır. Hastalık siyah ırkta, beyaz ırka kıyasla 3-4 katı daha fazladır.

SLE her yaşta ortaya çıkabilirse de, en sık 13-40 yaşları arasında görülür. Hastaların %90’ı doğurganlık yaşındaki kadınlardır. Kadın/Erkek oranı 9/1dir. SLE, çocuklarda ve yaşlılarda da görülür. Kız çocuklarında erkek çocuklarına oranla üç katı fazladır.

SLE’nin tipik başlangıcı sadece birkaç hastada görülür. Daha sık olarak hastalarda önceleri yorgunluk ve eklem iltihabı gibi bir veya iki bulgu vardır. Sonra SLE’nin diğer özellikleri gelişebilir. Hastalardaki tutulan organlar değişiktir ve tutulan organ sistemine göre hastalığın şiddeti değişir. SLE alevlenme ve düzelme ya da inaktif hastalık dönemleriyle karakterizedir. Tanı konduğunda çoğu hastada yorgunluk, ateş ve kilo kaybı gibi temel bulgular vardır.

SLE’li hastaların yaklaşık %90’ında ilk semptom artrit (eklem iltihabı) veya artralji (eklem ağrısı) dır. Çoğunlukla; simetrik, zaman zaman ortaya çıkan yumuşak doku şişliği ile birlikte artralji şeklindedir. Daha az sıklıkla poliartrit (birden fazla eklemin iltihabı) görülür. Tipik olarak el parmakları eklemleri, el bileği, dirsek ve ayak bilekleri tutulabilir. Çoğunlukla simetriktir. Sabah katılığı hastaların %50’sinde bulunur. Eklemdeki iltihabi bulgular geçici olabilir veya kronikleşebilir. SLE artritinde (romatoid artrit hastalığı için tipik olan) yıkıcı değişiklikler genellikle bulunmaz. Deformiteler muhtemelen kronik eklem tutulumuna bağlıdır.

Kas ağrısı hastalığın başlangıcında hastaların 1/3’ünde bulunur,bir kısım hastada kas hassasiyeti vardır. Kas güçsüzlüğü ve kas dokusunda azalma da bulunabilir. Kortizon veya sıtma ilacı tedavisine bağlı kas hastalığı görülür.

Deri, saç ve müköz membran anormallikleri SLE’nin ikinci en sık görülen belirtileridir (Hastaların %85’inde). SLE’de birçok değişik tipte deri belirtileri görülebilir. Her iki yanak ve burun köprüsünü kaplayan, burun ve dudak arası oluklarda görülmeyen, kelebek şeklindeki kırmızımsı döküntü (malar rash) güneş ışığına maruz kalmaksızın da olabilir. Ancak güneş ışığıyla artabilir. SLE’li hastalarda ikinci sıklıkta görülen kırmızımsı döküntü vücudun herhangi bir yerinde olabilen deriden kabarık döküntüdür. Hastalığın sistemik alevlenmesinden önce sıklıkla deri lezyonlarının alevlenmesi söz konusudur. Yukarıda sözü edilen lezyonlara ilaveten ürtiker, bül (içi serum dolu kesecikler), livedo retikularis (harita tarzı görünüm), pannikülit (cilt altı yağ dokusu iltihabı), saç dökülmesi gibi diğer deri belirtileri de görülebilir. Sıklıkla ağrısız olan ağız içi mukoza ülserleri, yumuşak ve sert damakta olur. Raynaud Fenomeni (soğukta el veya ayakta ortaya çıkan beyazlaşma, morarma ardında kızarma) , gangrene neden olabilecek kadar şiddetli olabilir.

Hastaların %50-60’ında fotosensitivite (ışık duyarlılığı) bulunur.Güneş ışınları ile cilt lezyonlarında artış yanında sistemik bulgularda da artış görülebilir.

Yaklaşık %50 hastada klinik olarak belirgin böbrek tutulumu olur. Böbrek yetmezliği SLE hastalarında önemli bir ölüm nedenidir.
Hastaların yaklaşık %20’sinde göz bulguları oluşur. Retinal (göz dibi) vaskülit sık değildir ancak körlüğe yol açabilir.

SLE’de akciğer, kalp veya karın zarı ortaya çıkabilir. Akciğer zarı tutulumu hastaların %30-60’ında bulunur. Hastanın nefes almakla,öksürmekle artan yan ağrısı ağrısı vardır. Buna rağmen radyografik bulgu bulunmayabilir. Akut akciğer dokusu tutulumu, akciğerden kanama olmaksızın akut pnömoni şeklinde görülebilir. Lupus pnömonisi tanısı, infeksiyon etkeni dikkatle araştırıldıktan ve bulunamadıktan sonra konmalıdır.

Kalp zarı iltihabı, akciğer zarı iltihabından daha az sıklıkla ortaya çıkar (%20-30). Otopsi çalışmalarında %60 bildirilmiştir. Klinik olarak kalp zarı iltihabı düşünülmediği halde EKG ile zar boşluğunda sıvı saptanabilir.

Karın zarı iltihabı klinikte sık rastlanmadığı halde otopsilerde %60 olarak bulunmuştur. Akut olarak seyreden bulantı, kusma, yaygın karın ağrısı olan hastalardan karın zarı iltihabı ihtimali düşünülebilir.

SLE’de kalbin tüm tabakaları da eşit derecelerde hastalığa katılır. Libman sacks endokarditi (kalbin iç tabakasının iltihabı) SLE’nin tipik kalp bulgusudur. Çoğunlukla sessiz olmasına rağmen otopsi çalışmalarında %30 oranında saptanmıştır. Lupusta kalp kapakçığı hastalığı da görülebilir. Damar bulgusu bulgu olarak da hastaların %10’unda daha çok bacaklarda damar içi pıhtılaşma gelişir.

Sinir sistemi belirtiler de bu hastalarda oldukça değişiktir. Hastalarda psikoz, depresyon gibi bulgular yanında sara nöbetleri, beyin kanaması, geçici felçler görülebilir. Psikiyatrik bulgulardan depresyon, psikoz kortizon kullanımına da bağlı olabilir. Bu durumda ilacı kesmek gerekir.

Hastaların %50’ sinde mide barsak sistemi bulguları saptanır. İştahsızlık, bulantı, kusma en sık olanlarıdır. Bu bulgular karın zarı iltihabına, bağırsağın damarsal hastalığına veya ilaç tedavilerine bağlı olabilir. Mide barsak tutulumu, yemek borusuna ait bulgular, barsağı besleyen damarların iltihabı, iltihabi bağırsak hastalıkları, pankreas iltihabı veya KC hastalığı şeklinde kendini gösterir.

Hafif veya orta derecede dalak büyüklüğü hastaların %20’sinde saptanır. Klinik olarak hastalığın aktif olduğu dönemlerde, hastaların yarısında yaygın len bezi büyümeleri olur. Bu bulgu çocuklarda daha sıktır. Kan hücrelerine ait anormallikler de hastalığın aktivasyonuyla değişir. En sık bulgu kansızlıktır. Hastaların %10’unda önemli derecede kan hücre yıkımı görülür. Bunu dışında diğer kan hücrelerinde de anormallikler ve azalmalar görülebilir.

Eklem ağrıları ile birlikte multi sistem hastalığı olan kişilerde SLE’den şüphelenilmelidir.

tedavisine gelince ; yeni tanı almış olan hastada genel tedirginlik hali gözlenir. Hastanın psikolojik desteğe ihtiyacı vardır. Tedavinin yanında hastalar uyku, dinlenme, güneş ışığından korunma, beslenme ve egzersiz gibi konularda ilgilendirilmelidir. Cerrahi müdahale, enfeksiyon, doğum, düşük yapma, psikolojik baskılar hastalığı alevlendirir. SLE iyileşme ve alevlenme dönemleriyle seyreden bir hastalıktır. Alevlenme dönemlerinde kortizon dışı antiromatizmal ilaçlar, sıtma ilaçları, kortizon ve immunsupresif (bağışıklı sistemini baskılayıcı) ilaçlar kullanılabilir.

Son yıllarda gelişen teknoloji ile hastalığın erken tanınması, tedavinin daha hızlı olması hastalığın gidişini iyi yönde etkilemiştir. Beş yıllık yaşam %97, 10 yıllık yaşam %93, 15 yıllık yaşam %83 bildirilmiştir. Hastaların %2-10’unda tam iyileşme olabilir.

klorokin konusuna gelince...

kinin ; esas itibarıyla sıtma tedavisinde kullanılan bir ilaç olmakla birlikte bir çok hastalığın tedavisinde de kullanılmaktadır.
Amazon’da yetişen Cinchona ağacının kabuğundan elde edilir.

ticari ismi " Quensyl " olan kininin etken maddesi ; hidroksiklorokin fosfat tır ve Türkiye da bulunmamaktadır.. bu tarzdaki otoimmun hastalıklarda kullanılır. Fransadaki ismi PLAQUENYL dir.

Türkiye’de bulunmadığı için ; genellikle sıtma savaş dispanserlerinden " klorokin" de alınabilir.. aynı etken maddeyi içermektedir ve daha ucuzdur.

kinin ; eklemlerde ağrı, şişme, katılık ve ağrılarını rahatlamaya yarayan yavaş etkili bir ilaçtır.
Yalnız reçeteyle alınan ilaçlar tablet formunda günde bir veya iki defa alınır. Ciddi yan etkileri sık değildir.

en önemli yan etkisi göz üzerinedir.. gözde retina üzerinde kalıcı hasar yaparak körlüğe kadar giden bir dizi probleme neden olabilir..

o nedenle ; bu tedaviyi alan hastalar düzenli bir göz muayenesi olmalıdırlar. Bu yan etkiler erken teşhis edilebilirse , geri dönüşümlüdür.

eğer kinin kullanacak olursanız :

1) mutlak surette düzenli olarak üç ayda bir göz kontrolü yaptırmanız şarttır.

2) ilaca ilk başlandığında her hafta , daha sonraları 2 hafta , üçüncü ay sonunda ayda bir kan vererek kan tetkikleri yapılması gereklidir.

3) cildi güneş ışınlarından korumak gereklidir.

neden bu kadar çok tetkik yapıldığı konusuna geince...

günümüzde "performansa dayalı maaş " uygulaması nedeniyle görev ve yetkisini kötüye kullanan bazı doktorlar ; gerekli olsun veya olmasın fazladan gereksiz tetkik isteyip döner sermayeden daha fazla para kazanmak uğruna malesef hastalardan defalarca aynı sonucu veren bir sürü kan - idrar tetkiki istemek suretiyle devleti zarara uğratıyorlar.

bunu yapmak içinde malesef gariban hastaları kullanıyorlar..

onlar belki bu dünyada kendi derdine düşmüş çaresiz ve gariban hastaları kandırabilirler ama öbür dünyada Allah ı kandıramayacaklarının bilincinde değilller.

size ayrıntılı yazmamın bir diğer nedeni de ;
bu konuda bilinçli olmanız , etrafınızdaki kişileride aydınlatmanız ve haksız çıkar uğruna mesleğin çürük elmaları olan bazı doktorların tuzağına düşmemeniz , hastanızı bir kobay gibi bu işe alet etmemeniz içindir.

bu nedenle ; ilerde tekrar doktora gittiğiniz zaman elinizde daha önceden çekilen tetkikleride hazır bulundurmanız gerekir.

doktorunuz yine aynı tetkikleri isterse sormanız gereken sorular şunlardır :

1- daha önce yapılan tetkikler işe yaramıyor mu?
2- hangi amaçla niçin yine aynı tetkikleri yaptırmamız gerekiyor ?
3- bu tetkikler bir tedavi yöntemi midir ?
yoksa teşhiste "yardımcı bir tanı metodu" mudur ?
4- daha önce bu tetkikler yokken , doktorlar nasıl herhangi bir hastalığı teşhis ediyorlardı ?
5- sürekli aynı tetkikleri yaptırmamın ilerde bir zararı olur mu?
6- sürekli aynı sonucu veren bu tetkikler mütemadiyen istendiğinde doktorların döner sermayeden daha fazla para kazandığı doğru mudur ?
başka bir deyişle " ne kadar çok tetkik , döner sermayeden o kadar çok para kazanma " deyimi doğrumu dur ?
7- hastamın tedavisini sürekli yapılan ve hep aynı sonucu veren bu tetkikler mi yönlendirecek ? yoksa bizzat sizin yapacağınız ayrıntılı fizik muayene bulguları mı yönlendirecek ?
8- eğer bu tetkikler tedavi yöntemini yönlendiriyorsa , doktor olmaya gerek var mı?
bu durum " önünüze gelen hastaya muayene yapma... aklına esen her türlü tetkiki yaptır , tedavisini yap " anlamına gelmiyor mu?
vs..vs...

özetle ;
ülkesini seven , bilgisayar kullanan eğitimli bir kişi olarak "bilinçli ve eğitici " de olmak zorundayız , sizde olmak zorundasınız.

Devletimiz çok büyük bir devlet..

inanın ;
bu kadar yağmaya , bu kadar talana , bu kadar hırsızlığa , bu kadar görev ve yetkiyi kötüye kullanıp devleti dolandırmaya rağmen dünyada ayakta kalan başka bir ülke yoktur.
bu ülke ve devlet hepimizin..
dolayısıyla yurt dışındaki insanların kendi ülkeleri için yaptıklarını bizlerde yapmalıyız ve devletimizi korumalıyız..

devleti korumayanlardan hesap sormalı , hakkımızı aramalıyız..

başınızı ağrıttım... kusura bakmayın.
lakin hergün öyle vakalarla karşılaşıyoruz ki , bu konuda tuzağa düşen sadece siz değilsiniz..yüzbinlerce hasta var.

hülasa ; SLE hemen hemen bütün sistemleri tutan , ilerleme ve duraklama periyotları gösteren , ilerleyici , oto immun sistemik bir hastalıktır...benim size önerim ; hiç bir şekilde güneş ışıına maruz kalmamanız ve her türlü kozmetiklerden uzak , doğal ortamda doğal gıdalar alarak huzur içinde yaşamanız olacaktır.
geçmiş olsun dileklerimi sunar , acil şifalar dilerim.
 
 
   TV de Dr. Ümit HAZAR
   FİZİK TEDAVİ SİTESİ
   OSTEOARTRİT (KİREÇLENME)
   ÇOCUKLARDA DÜZ TABANLIK
   BEL FITIĞINDA AKUPUNKTURLA TEDAVİ
   BEL AĞRILARINDAN KORUNMA PRENSİPLERİ
   BEL FITIĞINDA AMELİYAT NİÇİN TAM SONUÇ VERMEZ?
   Lazer şifa dağıtıyor
   Omuz ağrısının sebebleri
   Bacak ve ayak uyuşma nedenleri
   Uyku hastalıkları
   Horlama
   Sporun zararları
   behçet hastalığı
   Kireçlenme (Dejeneratif artrit)
   Romatizma Nedir?
   ÇEKİÇ PARMAK (BEYZBOLCU PARMAĞI)
   ULNAR SİNİR SIKIŞMASI
   Egzersiz Kasları Nasıl Güçlendirir
   FİBROMYALJİ
   KABIZLIK
   ÇOCUK VE GENÇLERDE SKOLYOZ
   A dan Z ye İlkyardım
   BOYUN FITIĞI
   MENISKUS
Tümünü Görmek İçin Tıklayın