Kullanıcı Adı
   
   Şifre
   
     Üye Ol | Şifre ?
   
   
 
Kan grubunuz nedir ?
A Rh ( + ) , ( - )
B Rh ( + ) , ( - )
AB Rh ( + ) , ( - )
0 Rh ( + ) , ( - )
Kan grubumu bilmiyorum.
Bu ankete 66997 kişi katıldı.
Diğer Anketler
   
   Online Kullanıcı : 46
   Bugün : 7056
   Toplam : 10266957
   
 
Soru Bilgileri
 Soru No : 3348
 Kullanıcı : Gizli
 Tarih : 08 Temmuz 2010 20:36:54
 Durum : Cevaplandı
beyincik sarkmasıı

Merhaba hocam, ben 27 yaşında bir bayanım yaklaşık bir ay önce 8 mm çapında beyincik sarkması teşhisii konuldu.şikayetlerim sol kolumda uyuşma,şiddetli baş dönmesi,pelerin şeklinde ağrı,boyun kökünde ağrı ve yanma,nadir de olsa bayılmalarım oluyor bu şikayetlerim bir yılı aşkındır var ilaç tedavisinin olamadığını sarkmanın 10mm olduktan sonra ancak alınabileceği söylendi beklememi söyledi doktor fakat benim şikayetelerim her geçen gün dahada artıyor 3 yaşında bir kıızm var onunla bile vakit geçiremiyorum artık kafamı yere eğdiğim anda başımda ağırlık ve dönme oluyor kendime bir müddet gelemiyorum... sorumu cevaplarsanıız çok sevinirim..
Soru Cevabı
beyincik sarkması yani tıptaki adıyla Chiari sendromu ;
beyincik , dördüncü ventrikül gibi beynin bazı bölümlerinin omurganın kafadan itibaren başladığı kafa tasının altında bulunan büyük delik olan foramen magnumdan dışarı fırlaması ve fıtıklaşmasıdır. hemen hemen tüm spina bifidalı miyelomeningoselli) hastalarda bulunan gelişimsel bir hastalıktır.

Normalde bu delikten sadece omurilik çıkar…. aşağıya doğru sarkan beyinciğin omuriliği sıkıştırması sonucu beyin omurilik sıvısının dolaşımı bozulur. Sonuçta da, omurilikte ve hatta beyinde su toplanması meydana gelir. Bu, hastalığa yakalanan kişilerin sinirlerinde ciddi tahribatlar oluşur.

Merkezi sinir sisteminin en sık görülen 2. gelişimsel anomalisidir ve 1000 doğumda 1 görülür.

Hastalığın birçok tipi vardır.

Tip I. Burada fıtıklaşan kısım sadece beyinciğin tonsil denilen en alt kısmıdır.
Tip II. Sadece tosil değil 4. ventrikül ve beyin sapı da fıtıklaşmıştır.
Burada beraberinde belde veya sırtta omurilik ve katlarının kapanmamasına bağlı problemler de vardır (myelodisplazi).
Tip III. Burada beynin kist şeklinde aşağı fıtıklanması söz konusudur.
Tip IV. bu tipde beyinciğin tamamı veya bir kısmı yoktur…çok ağır ve ölümcül bir tiptir ve nadiren ortaya çıkar.

Bu anormalliklerle beraber ;
1-beyinde ekstra kıvrımlar
2- kafa tabanı kemiklerinde yukarı doğru omurga ile kubbeleşme
3- boyun kemiklerinde doğuştan kaynama da olabilir..

Hastalar doktora,
-başın arka kısmında ağrı, başağrısı
-öksürükte ve hapşırmada baş arkasında ağrı,
-kollarda uyuşma ve karıncalanma,
- omuz başlarında ağrı,
-ense, eller ve kollarda elektriklenme
-dengesizlik
- Koordinasyonsuzluk
- Beyincik problemleri
- görme bozulması
-Göz hareketlerinin bozulması
- Yutma ve konuşma problemleri
- Düşme atakları
- Kas sertliği
-Duyu anormallikleri (ağrı ve ısı duyusunun kaybı)
--nefes almada zorluk,
-gece horlama gibi şikayetler ile başvurur.

Tedavisine gelince…

Tedavi tamamen hastalığın tiplerine , daha doğrusu hastanın şikayet ve bulguların şiddetine bağlıdır.
1. tipte eğer herhangi bir şikayet yoksa ve şans eseri bulundu ise bir şey yapmaya gerek yoktur. Şikayetler geçici ve tekrarlamıyorsa bir süre takip edilir.

2. ve 3. tipte şikayetler mutlaka olur.
İlaç tedavisinin mümkün olmadığı hastalığın bu tiplerinde cerrahi müdahale gerekli olabilir.
ancak tıpta risksiz hiç bir ameliyat yoktur.. her ameliyatın kendine göre bir riski ve tehlikesi vardır..
Özellikle bu cins ameliyatlarda risk ve tehlike daha fazladır..
Tıpta hiç bir tedavinin ve ameliyatın % 100 garantisi yoktur.

Garanti sadece ve sadece Allah a mahsustur.
bir saniye sonra kendisinin dahi ölüp ölmeyeceğini bilmeyen hiç bir doktor ; sizin yüzde yüz şifa olup olmayacağını garanti edemez. Garanti veren varsa , yalan söylüyor demektir.

2. tipte eğer hastalığın şiddeti hafif ise ; ameliyat sonrasında hastalar 15 günde normal hayatına devam eder ve ciddi düzelmeler olur.

3. tipte eğer hastalığın boyutu şiddetli ve ağır ise ; hastalığın ve ameliyatın riski fazladır.. felçten ölüme kadar gidebilir.
ameliyat sonunda bacaklarda yeni kuvvetsizlik gelişmesi, ayaklara şekil bozukluğu veya sırtta eğrilik belirmesi, idrar durumunun daha da bozulması veya ürodinaminin bozulması gibi belirtiler ortaya çıkabilir.
Çünkü bu tip ameliyatlarda dokular her zaman çok net seçilemez ..O nedenle bu ameliyatlar genellikle çoğu kez istenmeyen birçok kötü sonuçlara ve yan etkilere yol açmaktadır.
Maalesef bu hasarlı operasyonlarla ilgili olarak henüz bir gelişme kaydedilememiştir..
O nedenle bu tip ameliyatlar her cerrahın yapacağı ameliyatlar olmadığı gibi , yapan cerrahlarında pek gönüllü olmadığı , istemediği ameliyatlardandır.
Yapanlarda ekseriya deneme yapmak , tecrübe kazanmak ve yanılma - öğrenme amacıyla hastayı denek olarak kullanmak suretiyle ameliyat ederler.

Tedavi sonrası tamamen iyileşme olmaz.
Ameliyatlar çoğu zaman mevcut durumu korumak ve daha fazla problem çıkmasını önlemek için yapılır. Ameliyatlarla veya bazı tedavi yöntemleri ile bu hastaların yaşamları mümkün olduğunca normale yakın hale getirilmeye çalışılır. Tamamen sağlıklı biri haline gelemeseler de bağımsız yaşayabilmeleri mümkündür.

4. tipte yani en ağır olan tipte ise hiç bir ameliyatın yeri yoktur….Bu hastalar fazla yaşamaz ve hızla ölüme gider.

sizde muhtemelen
-ya ağır 2. tip veya
-hafif 3. tip hastalık mevcuttur.
o nedenle ameliyat sonu düzelmeniz mümkün değildir..
dünyanın neresine giderseniz gidin , sonuç aynıdır.

beyincik sarkmasında tatbik edilecek lazer tedavisi bir ameliyat şekli olmayıp , dokuların hızla iyileşmesini ve güçlenmesini temin eden bir ışın tedavisidir.

lazer tedavisi muayenehanemde çok başarılı bir şekilde tatbik edilmektedir.

Muayenehaneme gelebileceğiniz gibi , lazer konusunda iyi bir eğitim almış deneyimli bir uzman hekimede gidebilirsiniz.
Böyle bir durumda fizik Tedavide özellikle düşük yoğunluklu laser tedaviyi (Low Level Laser Therapy – LLLT) öneririm.

Bu lazerin bir çok etkileri vardır:

1- Biyostimulasyon Etkisi
2- hücresel metabolizmanın hızlanması
3- mitokondrial prosesin aktivasyonu
4- makrofaj, Collagenus fibres’te ve fibroplast artışı
5- ATP sentezinde % 200 artış,
6- Kan damarlarının onarım ve ve yenilenmesi
7- Enzim aktivitesinde artış (Succiyldehydrogenenes,lactatdehyrogenes, acidphosphate, nonspecific esterase);
8- Yaraların enfeksiyonlara karşı dayanıklılığında artış
9- Hücre bölünmesindeki doğal üretimde artış
10- Protein sentezinin uyarılması
11-Deri ve sinir reflex yollarının uyarılması.
12- Antiflogistik Etki
13- Analjezik Etki
14- Özellikle prekapiller sistem üzerinde vazodilatasyon etkisi gibi....

Laser Tedavide, inilebilen derinlik uygulamanın ve vakanın cinsine göre çok önemlidir. Bunun için tedavi
esnasında yapılacak tedaviye ve inilmek istenen derinliğe göre lazer üreten prob seçmek gerekir.

Burada kullanılacak düşük yoğunluklu lazer tedavisinde lazerin dalga boyu ;
derin dokulara inmek ve derin penetrasyon sağlamak üzere vakalara göre 2 türlüdür.

1- 830 nm.: IR bandındadır. GaAlAs (Galyum Alüminyum Arsenik) türü ve continious lazerlerdir.
Gözle görülmez. Penetrasyon 50mm. den fazladır. Güç değeri mW.miliWatt)’larla ifade edilir. (1000mW=1 W; 1 mW=10-3 W.).

2- 904 nm.: IR bandındadır. GaAlAs (Galyum Arsenik) türü ve IMPULS lazerlerdir.
Bunlarda gözle görülmez.
Penetrasyon 50mm. den fazladır. Derin dokulara inmek için tercih edilen en önemli lazerlerdir. Derin penetrasyon etkisi sayesinde, özellikle eklem ve bağ patolojilerinde kullanılır.
Güç değeri W. (Watt)’lar ile ifade edilir, ancak impuls tekniği ile ortalama gücü miliwatt’lar mertebesine çekilir. Dolayısıyla dokuda bir hasar oluşturmaz.

Bu dalga boylarını temin eden bir çok lazer tipi mevcuttur.bunların daga boyları vakaya göre arttılabiir veya azaltılabilir.

- Helyum Neon (kırmızı)
- Krypton (kırmızı)
- Nd.YAG (Near IR - Yakın kızılötesi)
- KTP (Yeşil)
- CO2 ( Far IR / Uzak Kızılötesi)
- Dye (Görünen renkler)
- Diyot Lazerler (çok yakın kızılötesi) ve kırmızı
- Holmium:YAG (orta kızılötesi)
- Erbium:YAG (orta kızılötesi)

Lazer tedavisinin iki türlü uygulaması vardır:

1- Nokta tedavisi ve
2-tarama (scanning).

Tedavi için hazır şablonlar yoktur. Bu husus uygulayıcının taktirine bağlıdır. Ancak küçük bir yüzeye yüksek enerji uygulamanın her zaman çok önemli olduğu unutulmamalıdır (Joule/cm2).

Scanning (tarama) metodunun derinlik etkisi fazla değildir. Bu tür uygulamalarda yansımanın fazlalığı ve nokta başına düşen enerji yoğunluğunun azlığı sözkonusudur. Ancak Uygulama için yeterli zamanın olmadığı gibi hallerde ve probun hastaya temasının mümkün olmadığı gibi durumlarda (yaralar, yanıklar ve ağrılı vakalar) kullanılması uygun olabilir.
Nokta tedavisinde etki daha derindir, fakat daha uzun süreye ihtiyaç duyulabilir. Bu da yeni çıkan güçlü cihazlar sayesinde aşılmış bir problemdir.

Hülasa ; lazer güdümlü yoğun ve kaliteli fizik tedavi görmenizi ve günlük yaşantınızı etkileyecek sorunlar için koruyucu önlemler almanızı öneririm.

Geçmiş olsun.
 
 
   TV de Dr. Ümit HAZAR
   FİZİK TEDAVİ SİTESİ
   OSTEOARTRİT (KİREÇLENME)
   ÇOCUKLARDA DÜZ TABANLIK
   BEL FITIĞINDA AKUPUNKTURLA TEDAVİ
   BEL AĞRILARINDAN KORUNMA PRENSİPLERİ
   BEL FITIĞINDA AMELİYAT NİÇİN TAM SONUÇ VERMEZ?
   Lazer şifa dağıtıyor
   Omuz ağrısının sebebleri
   Bacak ve ayak uyuşma nedenleri
   Uyku hastalıkları
   Horlama
   Sporun zararları
   behçet hastalığı
   Kireçlenme (Dejeneratif artrit)
   Romatizma Nedir?
   ÇEKİÇ PARMAK (BEYZBOLCU PARMAĞI)
   ULNAR SİNİR SIKIŞMASI
   Egzersiz Kasları Nasıl Güçlendirir
   FİBROMYALJİ
   KABIZLIK
   ÇOCUK VE GENÇLERDE SKOLYOZ
   A dan Z ye İlkyardım
   BOYUN FITIĞI
   MENISKUS
Tümünü Görmek İçin Tıklayın